Zor... Mutluluk iksirininden sızan hüznün eşkalini tanımak... O eşkal ile dehlizlerde sürek avına çıkmak... Fezanın her bir kuytusunda, şeyda bülbül olan gözlere, susmayı telkin etmek... O'nu üzme ihtimallerine canlı bomba olsun diye: Bir damla gözyaşı için bin paravan sipariş etmek... Zor...
Zamanın O'nlu fotoğraflarından sadece O'nu makaslamak... O'nunla gelmiş iyiliklerde saklı her yaralı ceylana, Gamın hüsranından necat olsun için, gözü dönmüş sırtlanlar savmak... Gamın hüsranına muhayyelede saygı nöbeti yazmak... Her bir silüete ya oysa! yaftası takmak... Zor...
xha isminin sedasından doğan uşakların, hepsi deniz gözlü, hepsi toprak tenli, herbiri yağız atlı cihangir edalı... İstanbul'un da gözü gelin görsün diye... İstanbul'u özlemek, gelinini özlemek... Zor...
Vaktiyle Ardahan'lı çok değerli bir ahbabım vadı. Cezbeye geldiğinde Yalnızçam ormanını bir anlatırdı ki sanırsınız Yalnızçam tüm Türkiye'yi ihata etmiş. Ahbabımın hatırı mıdır, cezbeli anlatımı mıdır bilinmez Yalnızçam o gün bu gün çekerdi beni. Şükür kavuşturana Yalnızçam'a vasıl oldum. Köse sakalı gibi seyreldiğini gördüm. Keşke görmeseydim... Orman ürünlerini israf edenlere buğzettim. Milletin beynini ve gönlünü ifsat etmekten başka hizmeti olmayan çok tirajlı gazete patronlarına buğzettim. Adı pencere taktı olsun için, alıcısının plastik doğramaya dönüştüreceğini bildiği halde, sırf günü ucuza savuşturmak adına ağaçlara kıyan müteahhitlere buğzettim. Birilerine rant sağlamak adına her dönem müfredat değiştirip yeniden kitap basılmasını kolaylaştıran siyasi yöneticilere buğzettim. Bana ne, Yalnızçam için buğzettim işte! Ah Yalnızçam!
Kars'ı serhatları ve kaşarıyla tanırdım. Kars kalesinin heybetini görünce Kars'ı hakkıyla tanımadığımı anladım. O ne ihtişam ya Rabbi! Ayrıca 1985 yılında kiliseden camiiye çevrilen Fethiye camii de mimari açıdan enfes görünümlü. Şehre adeta lezzet katmış. Aras nehri bulanıklığı ile süzülürken, zamanın bizden neleri bulanıklaştırıp sürüklediği hakkında ibretçe akıyor, akıyor, akıyor... Kars Belediye yetkililerinin " kasis görme engelli " olduklarını düşünüyorum. Ya da kasis onarma engelli. Veyahut Kars'lıları engelli yürüme, engelli koşma ya da engelli araba sürme konusunda sanatsal etkinlikleri artsın diye yollarını onarmıyorlar. Her taraf köstebek yuvası gibi. Tevekkeli değil Kars kaporta sanayii zirvede!
Sarıkamış'ı anlatmak için önce Sarıkamış'ta şehadete kavuşan askerlerin hatıratlarını anlamak gerek.
“ Bu yaz, iki alayımızla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamızdan dört ay sonra buraya ulaştık ki, Arabistan’ın cehennemî sıcagı Köprüköy’deki ayaz yanında nimet-i İlâhi imiş. Burada çadırın perdesi buza kesmis oğlak kulagı gibi kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım, beni sıhhiyeye nakletmiş ise de, tabip ve ilaç yokluğundan çaresiz kalıp tekraren takımıma döndüm. Akşam yaklaşınca Köprüköy’e civar dağlardan tipi boşanır. Kumandanimiz, gelecek cuma Başkumandan Enver Paşa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için gelecegini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah, devlete ve millete acısın. Başkumamandan Paşa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacağiıdan ve kâfirin, karşımızdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocaklı ve mutfaklı karargâhlarını ele geçireceğimizden subaylarimiz çok emin. Şafak söktüğünde 2059 rakimli KızkulağıTepesi’nden Moskof obüs yağdırır ama şükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastırdığında, tepelerdeki Moskof ocaklarının ateşi gözlerimizdeki ayazı tandır közüne tebdil eyler. Başkumandan Paşa Hazretleri acele gelse ki, ateşe kavuşsak...”
90 bin şüheda... Bir mermi sıkmadan şehit düştüler.
Aç, biilaç...
Milleti yönetmeye yeltenenlerin gaflete hakkı yoktur.
Gafil ya da satılmış ( gaybı ancak Hz. Allah bilir ) yöneticilerin faturasının ödendiği yerdir Sarıkamış.